KARADENİZ UŞAĞINDAN SEVGİLER

• 26/3/2007 - BEN GARİP OSMAN

 

GARİP OSMAN

İstanbul’un içi başka dışı başkadır
Bir yanda alın teri yoğrulur
Diğer yanda pembe düşler gecelere doldurulur
Aslında gariban yatağıdır çoğunluk yokluk lezzetinde
Bir buğu gibi tüter varoşlarda
Ve bütün yoksulluğun lezzeti
Gariban Osman’nın teninde
Aradığı da çok değil aslında
Karnını doyuracak kadar bir iş
Avuç içi kadar şuncacık barınacak bir dam
Ama nerede
Osman kepçe İstanbul kazan
Sabırla bekler durur bozar elbet der
Bir gün bu yazıyı yazan
Garip Osman bütün hayatın yükünü almış omuzlarına
Yüreğinin alevinde erir gizli gizli
Bildirmez yaş mı ter mi gözlerindeki

İstanbul’da ufuklar hep sisli güneş yaralı gökyüzünde
Bulutlar çığlık çığlığa
Geceler bile Osman ‘a bakar da
İsyan eder karanlığa verir öfkesini
Ama Osman mağrur
Çeker alır yüreğini geceden usuldan usuldan
İstanbul acıyla bakar açlığa sefalete
Sonra bir de umursamazlığa bakar
Utanır insanlık adına utanır çağın adına
Ürperir kendi karanlığında Osman’nın adına
Çünkü çaresizliğe açılır
Osman’nın çaldığı bütün kapılar
Soluğunda umursamaz bir açlık kokusu
Büyür büyür gider alınganlığı
Susar belirsiz İstanbul gecelerinde
Belirsiz geleceklere susar
Bir tek İstanbul duyar
Osman’nın sessiz çığlıklarındaki isyanı
Bir tek o duyar

Ömrü yıkıntılarla doludur Osman’nın
Ve hayattan alıp alacağı da zaten bu dur
Kimi zaman kendini arar
Kimi zaman kendinden kaçar
Her gece ölür her sabah yeniden dirilir
Acıyla buz kesen tenini
Hep gecelerin karanlığıyla ısıtır
Sürer kaderini toprak misali
Biçtiği de hep ömürdür hasat zamanı
Oysa Osman dendi mi fırtınalar hırçınlaşırdı
Osman dendi mi bulutlar karışırdı
Osman dendi mi köyün eli ayağı dolaşırdı
Şimdi ise namussuz geceler
Gelir çöker Osman’nın yüreğine
Nasıl neresinden yakalar efkar bilinmez
Bir kahır çöker ki sorma gitsin
Acıları derinleşir
Yaratana sığınır İstanbul’a sığınır

İşte İstanbul’a sığındığı gecelerden birinde
Yine elleri bomboş dönmekte
Hemşerilerinin kaldığı yere
Kuş tüyü bir kar atıştırmakta
İstanbul ıssız karanlık kurşun sıksan geçmez geceden
Üstelik yüz vermez
Birden bire canavar kesilir arkasından fırtına
Osman sığınır kuytu bir saçak altına
Evcil bir kedi gibi sokulur karanlığa
Gece uzadıkça uzar gece coştukça coşar
Savrulur karlar savrulur dört bir yana
Gömülür Osman! dan geri kalanlar
Gömülür karlar altına
Bir tek İstanbul bölüşür Osman’nın ölümünü
Utanır insanlık adına utanır çağın adına
Daha dün şuracıkta
Bileğinin gücüyle alın terini karıştıracaktı
Çıkaracaktı ekmeğini Osman taştan
Daha dün şuracıkta
 

Yurdagül Özay

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/3/2007 - meşhur memleket yemeği KARALAHANA

 

 

Henüz yeni pişmiş buharı üstünde karalahanam.Şimdi olsada yesek.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/3/2007 - yaşamı uzatan yer : AYDER

 

2006 temmuzda İstanbuldan Rizeye memlekete gittik.Bir günümüzü Ayder'e ayırdık.Sanki bulutların üstünde gökyüzünde gibi hissettik kendimizi.Süper dinlenme yeri.Yolu düşene tavsiye ederim.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/3/2007 - un-tuz-su-fırın= RİZE SİMİDİ

 

Simitlere bakınca Rize'de geçen çocukluğumu hatırladım.Biraz gelenek olduğundan birazda paramız olmadığından alırdık 2 tane simit yedikmi tamamdır öğle yemeğimiz.Hey gidi günler hey.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/3/2007 - MISIR EKMEĞİ

 

Mısır ekmeği her zaman benim favorim olmuştur.Yoğurtun içine doğradımmı değmeyin keyfime.Bana afiyet olsun ama sizde denememişseniz mutlaka deneyin.Tavsiye ederim.Sağlıklıdır.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

BAŞTA RİZE İLE İLGİLİ HERŞEY,PASTANECİ OLDUĞUM İÇİN UNLU MAMULLERLE İLGİLİ HERŞEY,EVLİ OLDUĞUM İÇİN SEVGİ İLE İLGİLİ HERŞEY,VE BABA OLDUĞUM İÇİN ÇOCUKLARLA İLGİLİ HERŞEY

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

ahmetdursun374
akbasvehbi
candansayfa
camdansayfa
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
| Sonraki Sayfa